Avrupa'nın büyük kentlerinde son on yılda kentsel tarım, hobi bahçeciliğinin ötesine geçerek planlama belgelerinde yer bulmaya başladı. Hollanda'nın Rotterdam kentinde düz çatıların yeşillendirilmesini teşvik eden programlar, Paris'te okul ve kamu binalarının üzerine kurulan sebze bahçeleri, Berlin'de boş arsalarda filizlenen mahalle bostanları bu dönüşümün öne çıkan örnekleri arasında.

Gıdadan çok iklim ve topluluk

Uzmanlar, kentsel tarımın bir metropolün gıda ihtiyacının yalnızca küçük bir kısmını karşılayabileceğini kabul ediyor. Asıl katkının başka alanlarda ortaya çıktığını vurgulayan kent ekoloğu Dr. Selim Arıkboğa, çatı bahçelerinin yağmur suyunu tutarak kanalizasyon yükünü azalttığını, yaz aylarında binaların ısınmasını sınırladığını ve kentteki biyolojik çeşitliliği desteklediğini söylüyor.

Bir çatı bahçesi, kenti beslemekten çok kentlinin toprakla ve komşusuyla ilişkisini yeniden kuruyor.

Dr. Selim Arıkboğa, kent ekoloğu

Mahalle bahçelerinin toplumsal etkisi de göz ardı edilmiyor. Farklı kuşaklardan ve kökenlerden insanların aynı toprakta çalışması, yalnızlaşan kent yaşamında yeni dayanışma alanları açıyor. Okullara bağlı bahçeler ise çocukların gıdanın nereden geldiğini öğrenmesine olanak tanıyor. Bazı kentlerde bu bahçelerde yetişen ürünler, mahalle mutfaklarında ve gıda bankalarında değerlendiriliyor.

Türkiye'de de benzer girişimler artıyor. İstanbul, İzmir ve Ankara'da bazı belediyeler kiralık hobi bahçeleri ve okul bostanları kurarken, apartman çatılarını değerlendiren sakin girişimler de dikkat çekiyor. Avrupa deneyimi, bu tür projelerin kalıcı olabilmesi için su erişimi, bina statiği ve gönüllü yönetimi gibi konuların baştan planlanması gerektiğini gösteriyor.