Son yıllarda farklı kentlerde yürütülen vatandaş bilimi projeleri, binlerce gönüllüyü bilimsel veri toplama sürecine dahil ediyor. Kuş göçlerini kaydeden doğa meraklılarından balkonlarına hava kalitesi sensörü yerleştiren kent sakinlerine, öğretmenleriyle birlikte dere suyunu ölçen öğrencilerden gece gökyüzündeki ışık kirliliğini belgeleyen gönüllülere kadar geniş bir topluluk oluşmuş durumda.

Araştırmacıların ulaşamadığı yerler

Bir üniversitenin ekoloji bölümünde vatandaş bilimi projelerini koordine eden Prof. Dr. Taylan Özerdem, gönüllülerin en büyük katkısının zaman ve mekân çeşitliliği olduğunu söylüyor. Özerdem'e göre küçük bir araştırma ekibinin yıl boyunca onlarca farklı noktadan düzenli veri toplaması neredeyse imkânsız. Gönüllüler ise bu boşluğu doldurarak uzun dönemli değişimlerin izlenmesini kolaylaştırıyor.

Ancak bu yaklaşımın en çok tartışılan yönü veri kalitesi. Farklı cihazlarla, farklı saatlerde ve farklı deneyim düzeylerindeki kişilerce toplanan verilerin karşılaştırılabilir olması için standart protokoller gerekiyor. Araştırmacılar, gönüllülere kısa eğitimler verilmesinin, ölçümlerin fotoğraflarla desteklenmesinin ve şüpheli kayıtların uzmanlarca ayıklanmasının veri güvenilirliğini belirgin biçimde artırdığını belirtiyor.

Uzmanlar, vatandaş bilimi projelerinin bilimsel veriye katkının ötesinde, toplumun bilimle ilişkisini de değiştirdiğine dikkat çekiyor. Bir projeye katılan kişiler, bilimsel bilginin nasıl üretildiğini, belirsizliklerin nasıl ele alındığını yakından görüyor. Bu deneyimin, yanlış bilgiye karşı daha eleştirel bir bakış geliştirmeye ve yerel çevre sorunlarına daha bilinçli yaklaşmaya katkı sağladığı düşünülüyor.